|
2010 İstanbul
Avrupa Kültür Başkenti |
|
|
COĞRAFİ KONUM |
Eski Dünyanın merkezinde yer alan İstanbul, tarihi abideleri ve şahane tabii manzaraları ile çok önemli bir megapoldür. Asya ile Avrupa Kıtaları'nın dar bir deniz geçidi ile ayrıldığı yerde, iki kıta üzerinde kurulu ve dünya üzerinde içinden deniz geçen tek şehirdir. 2500 yılı aşan bir tarihe sahip olan İstanbul, deniz ve karaların kucaklaştığı bu stratejik bölgede kuruluşunu takiben önemli bir ticaret merkezi olmuştu. Tarihi İstanbul şehri üç tarafını Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç'in sardığı bir yarım ada üzerinde yer alır. İstanbul Boğazı, Karadeniz’i, Marmara Denizi’yle birleştirirken; Asya Kıtası’yla Avrupa Kıtası’nı birbirinden ayırmakta ve İstanbul kentini de ikiye bölmektedir. Şehir 3 dünya imparatorluğuna, yani Roma, Bizans ve Osmanlı Türklerine başkent olmuş, 1600 yılı aşan bir süre boyunca 120 den fazla imparator ve sultan burada hüküm sürmüştür. İstanbul, dünyada bu özelliklere sahip tek şehirdir.
|
|
KÜLTÜR |
İstanbul… Üç büyük medeniyetle beraber sevgi ve hoşgörü kültürüne de başkentlik yapan şehir… İstanbul... Dinlerin, dillerin ve ırkların yüzyıllardır aynı sokaklarda, bitişik nizamlı evlerde barış içinde yaşadığı diyalog şehri… Sultan Fatih'in çağ açıp çağ kapatan özgürlükler şehri İstanbul... İstanbul, asırlardır böyle yaşatıyor, ziyaretçilerine bunu vaat ediyor. İstanbul, coğrafi ve stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca çeşitli uygarlıkların, üstelik dev uygarlıkların kavşak noktasında bulunmuş ve asırlarca çeşitli inançlara ve geleneklere sahip insanları barındırmış bir şehirdir. Bu açılardan dünyada eşsiz bir yere sahip olan şehir; tarihiyle, dünya çapında tarihi eserleriyle, müesseseleriyle, kültür ve gelenekleriyle apayrı bir medeniyet… |
|
SANAT |
‘Sanat ve Şehir’ kavramlarının birbirine bu kadar çok yakıştığı nadir kentlerden biridir İstanbul… Doğal ve tarihi güzellikleriyle kendisi sanat olan bir şehirde, sanat muhakkak ki çok önemli bir yer tutuyor. Sadece İstanbul’daki camilerin, kiliselerin, havraların, müzelerin, çeşmelerin, külliyelerin ve eski binaların sanatla yoğrulmuş motiflerini ele alsak bile, şehrin sanatsal mimari ile hat, ebru, oymacılık, boyama ve işleme gibi diğer tarihi sanatlarda zirvede olduğunu görürüz. Tiyatro, Sinema, Konser, Sergi, Söyleşi, Şiir Dinletisi gibi etkinlikler ve dünyaca ünlü sanatçıların eserlerinin yer aldığı Sanat Galerileri, İstanbul’da sanatın yerini ve önemini göstermesi açısından ayrıca önem taşır. |
|
2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul |
Eşsiz tarihi birikimi ve muhteşem doğal güzellikleriyle dünyada ön plana çıkan İstanbul, son yıllarda pek çok uluslararası organizasyona da başarıyla imza atarak “2010 Avrupa Kültür Başkenti” seçildi. Kültür Başkentliğine Büyükşehir Belediyesi, Valilik ve 2010 Avrupa Kültür Başkenti Koordinasyon Kurulu’nun ortak projeleriyle hazırlanan şehir, dünyada ses getiren kongreler, fuarlar, kültürel, sanatsal ve sportif aktivitelerle bir turizm şehrine dönüştü. Bu alanda dünyanın önemli metropolleriyle yarışa giren İstanbul, son birkaç yılda kongre turizminde dünyada 49. sıradan 17. sıraya yükseldi. Bu yıl 43 önemli kongreye ev sahipliği yapan şehirde hedef, kongre turizminde ilk |
10’a girmek… Modern yatırımlarla her alanda altyapısını yenileyen İstanbul, Şampiyonlar Ligi Final Maçı, Formula 1, Moto GP ve Red Bull Air Race gibi başarılı organizasyonlarla dünyaca takdir edildi. 2010 yılına kadar dünya çapında birçok spor, kültür organizasyonu ve kongrenin düzenleneceği kentte 2009 yılında UEFA Kupası Finali, Dünya Su Forumu, IMF Dünya Bankası Kongresi, 2010’da Avrupa Kültür Başkenti, Dünya Basketbol Şampiyonası ve METREX (Avrupa Metropolitan Bölge ve Alanlar Ağı) Büyük Kongresi gerçekleştirilecek. 2012’de Dünya Salon Atletizm Şampiyonası’nın düzenleneceği İstanbul için en büyük hedef ise, 2020’deki olimpiyatlara ev sahipliği yapmak…
|
Şehir Rehberi
|
Topkapı Sarayı |
Bugün müzeye dönüştürülmüş tarihi Topkapı Sarayı, uzun dönem yaşam süren bir İmparatorluğun tarihine, kültürüne, heybetine, ihtişamına ve zenginliğine şahit ediyor ziyaretçilerini. |
|
Dolmabahçe Sarayı |
Dolmabahçe Sarayı’nın ana yapıları; Harem, Mabeyn, Saat Kulesi ve Dolmabahçe Camiidir. Harem, törenlerin yapıldığı Mavi Salon, kadınların eğlendiği Pembe Salon, Atatürk’ün kaldığı odalar, Valide Sultan odaları gibi farkı mekânları barındırır. Saray’ın girişinde yer alan 30 metre yüksekliğindeki saat kulesininse 1895 yılında tamamlandığı söylenir. Saray’ın yanındaki Dolmabahçe Camii, Osmanlı mimarisine damgasını vuran; Balyanlardan, Nikoğos Balyan tarafından 1853 yılında tamamlanmıştır. |
|
Süleymaniye Cami |
Cami Mimar Sinan’ın diğer eserleri gibi sadelikten taviz vermeyen; ama sadeliği ihtişama dönüştürebilmiş mabetlerdendir. Süslemeler ve bezemeler daha çok kitabeler için kullanılmış olsa da mimari geometri başlı başına bir estetik harikası olmayı başarmıştır. |
|
Sultan Ahmet Cami |
Külliyede kullanılan bitkisel motifli 20000 fazla çiniden dolayı Batı’da “ Mavi Cami” olarak da bilinir. Külliyenin Osmanlı klasik mimari anlayışının son örneklerinden biri olması, yapıya ayrı bir değer katmıştır. Külliye camii İstanbul’daki altı minareli tek cami olma özelliğine sahiptir. |
|
Ayasofya Cami |
Cami sağınını örten beyaz mermer kaplama Marmara adalarından, damarlı pembe mermerler Afyon Karahisar’dan, yeşil somakiler Teselya ve Mora’dan, porfirler Mısır’dan, sarı mermerlerse Cezayir’den getirilmiştir. Yan sağınların tavan örtüsü mozaiklerle, duvarlar da yer yer renkli taşlarla ve enfes çinilerle kaplıdır. Tarihi mabedin duvarlarını süsleyen yazılar, Osmanlı Dönemi’nin ünlü hattatlarının elinden çıkmıştır. |
|
Bayezid Cami |
II. Bayezid tarafından 1505 yılında inşa edilen külliye; kendi adını verdiği semtte, dağınık bir şekilde bina edilmiştir. Cami, medrese, hamam, kervansaray, tabhane ve sıbyan mektebinden müteşekkil olan külliyenin mimarının kim olduğu tam olarak netlik kazanmış olmasa da külliyenin Mimar Hayreddin ya da Mimar Kemaleddin tarafından bina edildiği düşünülmektedir. Külliyenin ana elemanı olan cami; Osmanlı mimarisinin sergilendiği açık hava müzesi görünümündeki mekânın, öne çıkan öğelerinden biri olmayı başarmıştır. |
|
Yerebatan Sarnıcı |
İstanbul’un Eminönü ilçesinde Ayasofya’nın yanında bulunan Yerebatan Sarnıcı, İmparator I. İustinianos tarafından 6 yy.da yapılmıştır. Şehrin su ihtiyacını karşılamak maksadıyla inşa edilen sarnıç, 138 metre uzunluğa ve 64,6 metre genişliğe sahiptir. Sarnıçta toplam 336 mermer sütun kullanılmış, bu sütunlar estetik açıdan güçlü sütun başlıkları ve kemerlerle desteklenmiştir. Tavan örtüsünde kullanılan tonozlar, Manastır Tonozu olarak bilinen tonozlardan olup, bu tonozlar kalıp kullanılmaksızın örülmüştür. 3.5 metre genişliğe sahip sarnıç duvarları ise su geçirmez özel bir harç ile sıvanarak, bu yolla su sızmalarının önüne geçilmeye çalışılmıştır. |
|
Kapalı Çarşı |
Kapalıçarşı büyük bir külliye olarak düşünülebilir. İçinde 61 sokak, 4400 dükkân, 2195 atölye, 18 çeşme, 2 bedesten, 40 han, 2200 han odası, 12 mescit, 12 depo, 1 okul, 1 hamam, 19 adet tulumba kuyusu bulunur. Kapalıçarşı mimarisine uygun, yüzyılların çağdaşı olan yapı, günümüzde ticari ve turistik amaçlı her gün farklı dil ve kültürden ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. |
|
Kız Kulesi |
Kız Kulesi’nin ne zaman yapıldığı hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte, bazı kaynaklarda Kule’nin mimari yapılanma süreci M.Ö. 341’e kadar indiği görülmektedir. Kız Kulesi’nin eski zamanlardaki isimleri, Damalis ve Leandros’dur. Damalis ismi, zamanın Atina kralı Kharis’in karısının adıdır. Damalis ölünce bu sahillere gömülmüş ve kuleye de bu isim verilmiştir. Ayrıca, Kule Bizans zamanı’nda “küçük kale” anlamına gelen Arcla olarak da anılmıştır. Kız kulesi tarihin akışı içinde; ticari gemilerden vergi toplama, savunma, fener, 1830’daki kolera salgınında karantina hastanesi ve radyo istasyonu olarak birçok farklı amaç için kullanılmıştır. Günümüzde özel bir şirket tarafından restore edildikten sonra, restoran olarak kamuya açılmıştır. |
|